Murat Güven
Proje ve İş Geliştirme- FV Modül Üretim& EPC Şirketlerine Danışmanlık- GES Yatırım ve Projelendirme-İmar-Kamulaştırma–EPC-İşveren Dan.-Solar Aktivist
15 Haziran 2024
Bu aralar fotovoltaik güneş enerjisi sektörünün yatıp, kalkıp konuştuğu konu Türkiye’de çok fazla anaakım fotovoltaik güneş paneli fabrikası olması, bu güneş paneli fabrikalarının atıl kapasiteleriyle öyle bomboş beklemeleri ve “Her Canlı Bir Gün Ölümü Tadacaktır” tatlısının lezzetine kapılıp, Zincirlikuyu mezarlığının önünde kuyruk oluşturdukları olmuştur. Whatsapp gruplarında birbirine yalakalık olsun diye “üstad” diyenlerin bile galiz tartışmalarla birbirlerini rencide etmelerine ve hatta üstad’lıktan ocak dışı bırakmaya kadar bile varabilecek bu tartışmalarla ilgili; Dünya Gazetesinin 13.06.2024 tarihli haberi şöminedeki sönmeye yakın közlere bir kez daha körük sıktı ve meteorolojinin yüksek sıcaklık uyarısı verdiği şu günlerde tartışmayı hiç sönmeyecek gibi alevlendirdi denebilir.
Tartışmanın özünde Türkiye’de çok fazla fotovoltaik güneş paneli fabrikası olması ve kapasitelerinin Türkiye’nin ihtiyacının çok üzerinde olması başta geliyor. Genelde daha yaşlı(?) ve eski firmaların rekabet için sundukları diğer bir argümansa bu yeni(?) üreticilerin deneyimsiz olması ve sundukları ürünlerin sektöre zarar vereceği yönünde ilerliyor. En garibi ise bir hammadde tedarikçisinin ısrarla ileri sürdüğü bu yatırımların biri ya da birileri tarafından “yanlış yönlendirme” ile özendirildiği yönünde ilerleyen dayanaksız argüman.
Sahiden de 2022 yılından itibaren olağanüstü bir Güneş Paneli üretim yatırımı akını başladığını Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2022 ve 2023 yılı YTB listelerinden görebilmekteyiz. Öncelikli olarak bu listeleri şöyle bir gözden geçirdiğimizde söz konusu YTB listelerinin tamamının gerçekleşmesi durumunda ne kadar tesis kurulabileceğini inceleyip, şu ana kadar ne kadar tesis kurulmuş, var olan ne kadar tesis var bu konuları irdeleyeceğiz; ardından Türkiye’de iddia edildiği gibi 70-80 ve hatta 100’ün üzerinde üretici olup olmadığını, gemilerde konteynırlarca üretim makinesinin yolda olup olmadığını anlayacağız ve kapasite kavramını irdeleyeceğiz. Muhtemelen tablolardan dolayı uzun ve sıkıcı bir yazı olacak; bir çoğunuz yazıyı dikte programlarına okutup, diğer işlerinizi yaparak takip edecek ya da ışık hızında başka bir sayfayı zaplayacak. Neyse biz yolumuzdan gitmeye devam edelim; ne de olsa “This is the Way!”
Üç Kuruşa Beş Köfte: FV Panel Üretiminde Yatırım Teşvik Belgesi Başvuruları
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2022 verilerine göre 42 adet firma Fotovoltaik Güneş Paneli İmalatı alanında yatırım teşvik başvurusunda bulunmuş; bunlardan sektöre yeni girmeye aday olanların sayısı 35, diğer 7 adeti 2022’den önce çeşitli yıllarda üretime geçmiş, halihazırda bu alanda sanayi sicili olan firmalar. Tablolarda gördüğünüz yatırım tutarları üreticilerin pek çoğu açısından amiyane tabirle “sallamasyon” olarak verildiği için dikkate almayın derim ben; yine de ortamlarda hava atarım derseniz: 4,2Milyar TL ve istihdam sayısı hedefi 1711 kişi.

2023 yılına gelindiğinde ise ise bu başvurular biraz azalıyor ve 4’ü bu alanda eski sanayi sicil belgeli, 18’i ise yeni yatırım yapacak 22 firma daha başvuruda bulunuyor. Bu firmaların ayrıca bir 4 tanesine ait yatırım verileri ve hatta başvuru verileri de eksik şu ana kadar. Velhâsıl 2023 Türkiye Genel seçimlerden sonra Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına başka bir bürokrat bakan gelince, bir önceki bakanın çalışmalarını beğenmediğinden mi; yoksa ekibini yenilediğinden mi nedendir bilinmez; 2023 son çeyreğe ait verileri şeffaf bir şekilde yayınlamamaya veya eksik yayınlamaya başlıyor ve hatta geldiğimiz 2024 Haziran ayı itibariyle 2024 yılına ait hiç bir şey yayınlanmamasından mütevellit yatırım teşvik verilerinin paylaşılmasından vazgeçildiğini bile düşünebiliriz. Bu nedenle 2024 yılı başvuruları konumuz ve bilgimiz dahilinde değil ne yazık ki.

Şimdi bu bilgiler dahilinde, sadece ham verilere bakarak dahi onlarca firmanın yatırım teşvik başvurusu yapmış ve sektöre girmeyi hedeflemiş gibi durduğunu görebiliyoruz. Ama bu manzara basit bir belge başvuru illüzyonu olmaktan öteye gidemiyor ne yazık ki. Birincisi bir iş için yatırım teşvik belgesi (YTB) başvurusu yapmak sanıldığı kadar zor ve pahalı bir süreç değil; ikincisi her yapılan başvuru %100 gerçekleşmiyor ve gerçekleşse bile yatırımın bir kısmında geri çekilmeler, iadeler, yatırımın tamamlanmaması, vazgeçilmesi durumları olabiliyor. Bu belgeyi alıp, yatırım yapmadığınızda 3-5 bin lira dışında herhangi bir masrafınız olmuyor açıkçası. Bu belgeyi almak için ne ÇED, ne ön harcama, ne de yatırım sözleşmesi hiç bir şeye ihtiyacınız yok. Bir kaç proforma, iyi kötü süreç bilgisi, hepsi tamam.
Kimsenin Çözemediği Gizem: Panel Üreticisi Sayısı

Yukarıdaki tablo, gerçeğe yakın veya tahmini kapasiteleri göstermektedir. Ancak, bazı şirketlerin kapasiteleri bu değerlerin üzerinde veya altında olabilir. Bu, resmi bir kaynak olarak kabul edilmemeli; yatırım teşvik beyanları ve makine üreticilerinden alınan bilgilere dayanarak derlenmiş ve tahmin edilmiştir.
Tablo 3 dışında üretimi eski teknolojiyle sürdürmeye çalışan ya da yeni teknolojiyle üretime başlasa da yatırım sürecinde tam olarak etkin olamamış veyahut sektöre girmekten vazgeçtiği iddia edilen firmalar ile çok küçük kapasitede yaşam mücadelesi verenleri de aşağıdaki sarı listede derledim. Bu firmaların özellikle 2023 -2024 kuruluşlu olanlarını ya da tamamını isterseniz yukarıdaki tabloya dahil edebilirsiniz. Bu firmalar bir şekilde fuarlarda ve pazarda ürünlerini sunmaya devam ediyor veya ben de varım diyorlar. Bu firmaları da dahil edersek aktif firma sayısı HT-Saae Klonlarını düşerek 52’ye ulaşıyor.

Yani öyle herkesin iddia ettiği gibi işletmede olan 70’in üzerinde, 80’lerde, 100’lerde üretici yokmuş. YTB’sini alıp hala kurulmayan firmaları dahil etsek, YTB’siz yatırım yapacağı veya yolda olduğu iddia edilen firmaları eklesek bile söylentilerde geçen firma adetine ulaşamıyoruz. Ve inanın bana yukarıdaki YTB listelerinde olup, aşağıdaki gerçekleşme listelerinde olmayanların hiçbiri bu yatırımı yakın zamanda yapacak gibi de görünmüyor. İçinize dert olmasın diye YTB almış; ama bu yatırıma halen girmemiş firma sayısı ise 23.

Şimdi sektörün biraz eskileri, az buçukta panel üretiminden anlayanları, geçmiş yıllarda sektörde bu sayılara yakın adette küçüklü büyüklü firmaların kurulduğunu, bir çok firmanın çok hızlı açılıp, daha besmele çekmeden kapandığını hatırlayacaktır. Benim kadar dinozor olanlarınız (10-15 yıl bizim solar sektöründe dinozorluk, idare edin işte) Rize’de Risolar’ı, Ordu’da BfiJaha‘yı, Solarex fuarında çekilişle Bentley vereceğini söyleyen ve defalarca farklı isimlerle yeniden doğan Solonn‘u (2n harfiyle) ve reankarnasyonlarını; Türkiye’ye panel anti-damping’i getiren Zahit-Solarfield‘i; üretim robotları 2023’te hala satılmaya çalışılan Gest‘i; Çin’in en büyüklerinden biriyken milyonlar takarak yol alan CSUN‘ı; Desiba’yı, Marsun’u, Antak’ı; VipSolar’ı; SP Enerji; ATD; ADEN; Selen-Y; Sundate; Soluxtec; EF İnosolar(SolarWorld); Seha, Waris, Tetra Telekom vb. gibi solar tarih sahnesine dahil olmuş ve bir anda kaybolmuş nice firmaları hatırlayacaklardır. Yukarıdaki listede olduğu gibi YTB alıp, daha sonra yatırıma yeltenmemiş olanları saymıyorum bile.
Peki bunca firma açıldı da ve solar tarihi dönem dönem 40-50 firma gördü de; şimdi ne oldu da 20.000MW’larda kapasitelerden bahsediyoruz? Neden bizim daha önce hiç 20.000MW’ımız olmamış? İşte zurnanın zırt dediği ve bazı dimağların asla anlayamayacağı noktada tam burası. Hatta anlatmak için onlara yaşadıkları zamanın eski Türkçe’siyle seslenelim:
“Bre mendebur, ey hayatında zerre lahza üretim yapmamış, ey güneş enerjisi teknolojileri sanayiciliği nedir bilmez zındık; ey teknoloji deyince ancak ayıfon 15 aklına gelen melun; teknoloji gayet süratle tebdil eder, sabah uyanır uyanmaz Çin diyarında yeni bir icat olunur, öğle namazına varmadan o icat müstemel (eskimiş) olur. Öyle süratle tebdil eder ki; aklın ermez ve emeklilik vakti gelmiş olur; bak yatsı vakti erişti, kalk ahiretine çalış.”
2017 yılında 4.000m2 alana 100MW/yıl panel üretimini zor sığdıran üretici; şu anda aynı metrekarede 1.000MW/yıl ve hatta üstü üretim kapasitelerine daha az makine ve daha az insanla ulaşabiliyor. Üstüne üstlük yatırım tutarları da akla zarar bir şekilde düşük maliyetlerde. Örneğin 2013-17 yıllarında bize çılgınca gelen 6 Eksenli kollu robotlar, full otomasyonlu lehimleme üniteleri, görsel kontrollü scara robotlar şimdilerde standartın bir tık altında ve 3-5 sene öncesine göre komik yatırım maliyetleriyle erişilebilir durumda. Hem ucuz, hem daha erişilebilir, hem de daha verimli.
Şimdi artık soruların cevaplarını verme vakti geldi. 2022 yılında yukarıda bahsi geçen gazete makalesinde belirtildiği gibi 16 değil; 29 üretici mevcuttu ve bu üreticilerin bir kaçı teknolojik yatırım değişikliğine ayak uyduramayarak devam edemezken bir kısmının bugüne değin geldiğini görüyoruz. 2022 yılında 29 üretici var iken; 2024 yılı başına kadar çeşitli zamanlarda dahil olan(olacak)firmalarla sayının 54’e ulaşması öncelikli olarak neden rahatsız edici oldu anlamaya çalışalım.
2022 yılında var olan her bir üreticinin aralıksız devam ettiği ve başka hiç bir üreticinin dahil olmadığı ya da çıkmadığı Oligopol bir pazar olduğunu farz etsek, bugüne gelirken yolda uğramak zorunda oldukları teknolojik değişimle, zaten kapasite ortalamaları doğal olarak yükselecek ve 20GW/yıl kapasitelere erişmeseler bile, ortalama 500MW/yıl kapasiteyle 14,5GW/yıl kapasiteye ulaşmış olacaklardı. Nitekim de hemen hemen öyle olmuş; şöyle ki 2022 öncesi piyasanın içinde olan firmaların (Bkz: Tablo 3 ve Tablo 4) bugün geldiğimiz noktada tahmini kapasiteleri 12.246MWp/yıl; yani 12,2GW. Geriye kalan ve tabiri caizse eskilerin günah keçisine çevirdiği yeni üreticilerin bu kapasiteye katkısı 7,7GW civarı ki; bu yeni firmaların önemli bir kısmının ramp-up(tam faaliyete geçme) süresini tamamlamadıklarını, beyan edilen YTB kapasitelerinin altında düşük kapasiteli ön deneme yatırımı yaptıklarını, sektöre enjekte olmak için bile en az 1 yıla ihtiyacı olduklarını unutmamak lazım. Yani gerçekte bu sözde devasa kapasite henüz sektöre yansımadı bile.
Neden Yeni Üreticiler Daha Deneyimli?
Tabi kendini tanıtmak, ben de varım demek için en modern teknolojiyle; full otomasyon hat yatırımları yapmış, deneyimli sektör çalışanları transfer etmiş, yıllara sari hazır kalite yönetim sistemlerini hızlıca entegre etmiş, ürün sertifikasyon ve standartları konusunda en güncel altyapıyla kurulmuş ve bunun yanında sektör liderleriyle yarışır ürün reçeteleri ve AQL (Ürün Kabul Edilebilirlik Kriterleri) sunan, en benim diyen eski (?) üreticide olmayan proses test teknikleriyle üretim yapmaya çalışan bir çok yeni üreticinin “deneyimsiz“likle suçlanması ise işin en acı verici tarafı oldu denebilir.
Yukarıdaki güncel listede yeni devreye girmiş birçok yatırımcının “sanayi” kökenli olmasını bir kenara bırakalım, 3-5 yıllık, taş çatlasa 10 yıllık olup da; solar sektörün lideriyiz, en baba panel üreticisiyiz diyen firmaların ” yeni rakiplerinin” pek çoğunun en az 2.-3. nesil sanayi tecrübesi olan “Anadolu Parsları” olmalarına rağmen, küçümsenmeye çalışılması; “onlar bu işi bilmez, tecrübesiz, kaliteli üretimden anlamaz” yaftası vurulması, en ucuz tabiriyle ahmakça bir rekabet tantasından öteye gidemeyecek geçici bir heves diye düşünüyorum. Nitekim bir çok sözde eski FV panel üreticisi hayatlarında sanayi kapısına girmemişken, yukarıdaki tablolarda gördüğümüz 2022-23 yıllarında kurulan birçok “yeni sanayi sicil belgeli” firma yatırımcısının yıllardır OSB’den OSB’ye yatırım yaptıklarını, ihracat rekorlarıyla kendine ait sektörlerinde devler arasına girdiklerini görmemekte garip bir göz hastalığı olarak terennüm ediyor diyebilirim. Bütün yeni üreticiler bu özelliğe sahip olmamakla birlikte; eski aktörlerin, yeni firmalara karşı kuracakları bu gibi rekabet stratejilerinin neticesinde bunlardan birine toslamaları ve üzülmeleri pekala mümkün. Tam bu noktada; bu rekabet stratejisinin bir parçası olarak bazı eski(?) üreticiler tarafından özellikle desteklenen kalemşörler, denetçi kisvesi altında bu patronların akşam yemeği masalarını süsleyen guru firma sahipleri ve güneş enerjisiyle ilgili derneğimsi yapılara; siz daha evcilik oynarken, sanayiye yatırım yapan, fabrika kuran bu yeni (?) üreticilerin elbet bir gün selam göndereceğini unutmayın demek isterim. Öyle ki; her yıl karalayamayacağınız kadar büyük ve köklü yeni bir üretici geliyor ki, bir gün yanaşacak kapı bulamayacaklar haberleri yok. Neyse bu kısmı bu kişi ve kişiler düşünsün, beni ilgilendiren bu ülkenin yenilenebilir enerji sektörünün salahiyeti ve güvenilirliği. Eski(?) ya da Yeni(?) fark etmez; önemli olan doğru ve sürdürülebilir işler yapılması. Bunu başarabilen firmalar; sektörün dinamiklerinin teknoloji değişimine ve devletin enerji politikalarına kılcal damarlarına kadar bağlı olduğunu anlamış, esnek bir şekilde bu değişimlere öff püff demeden ayak uydurabilen firmalar olacaktır.
Geçmişte de anlı şanlı var olup, bugün artık adını unuttuğumuz pek çok firmanın tarih sahnesini asıl terk etme sebebi ne kapasiteler, ne de rekabet oldu. Hatta rekabet kokan nadir dönemler ilk kez 2023 son çeyreği ve 2024 yılı ilk yarısı oldu bile denebilir. Rekabetin bu denli hissedilmesinin nedenine gelince, yeni üreticilerden çok, yine eski(?) üreticileri suçluyor diyecekseniz; ama eski üreticilerin agresif 2022 stok tutma modeli kaynaklı yaptıkları olağanüstü hatalardır denebilir. Sözde deneyim ve tecrübenin yegane adresi bu üreticilerin, 2022’de yaşanan panel darboğazında edindikleri tatlı kârların tekerrür edeceği sanrısıyla 2023 yılına yönelik devasa hammadde stoğuna girişmeleri, gereksiz ani kapasite artışı yatırımı yapmaları ve stok gücüyle rakiplerini egale edecekleri hayâli oldu. Ama tecrübeleriyle övünen bu eski üreticilerin unuttukları gerçek, 2020 ve 2022 yılları arasında COVID krizi nedeniyle durdurulmuş fiyat düşüşlerinin normalleşme döneminde hızlıca eski haline döneceği, Çin Ejderhasının bu dönemi yatırım dönemi olarak değerlendirerek devasa bir ARZ dalgası yaratacağı, hammadde fiyatlarının 2020 Kasım ayında ulaştığı değerin bile altına inebileceği gerçeğiydi. Halbuki en dandik uluslararası ya da Çin kaynaklı sektör raporlarını okusalar karşılarına çıkacak bu gerçeği gözden kaçırmalarının temel nedeni okumayı sevmemeleri, araştırmaya-geliştirmeye vermedikleri önem ve 2021-22 yıllarında alın tersiz rekabetsiz para kazanmanın verdiği gereksiz özgüven oldu. Tabi bu stok tutma stratejileri özellikle halka açık panel üreticisi firmaların 2023 bilançolarında görülebileceği üzere %70’lere varan kâr kayıpları olarak hanelerine yazıldı ki; 2024 yılının haziran ayında bu stokların eritilmesine yönelik devasa maç hala devam ediyor. Şu günlerde el altından Çin piyasası fiyatlarıyla yarışacak zararına stok eritme fiyatları konuşuluyor ki; artık bu maçın kaybedenin kim olduğunu tahmin etmek çok zor olmayacak gibi duruyor.
Şimdi yeni üreticinin deneyimi nerede diyeceksiniz? Söz konusu firmalar sektörün ve hatta ekonomin tüm krizleri ve ters köşeleri içerisinde doğdular, sektörün 1 sene iyi, 2 sene kötü olduğunu öğrendiler, bu durumun tamamen GES kurulumu için teknik altyapının ve proje olgunlaşmasının düzenlenmesi için süreye ihtiyaç duymasından kaynaklandığını anladılar, GES kurulumunun ha deyince bir çırpıda olmayacağını, bir parmak şıklatmasıyla mucizelerin oluşamayacağını, FV panelini bedava dahi satsanız devletin enerji politikaları izin vermediği müddetçe ürün satamayacaklarını gördüler; bir panel firmasının aynı zamanda iyi bir oyun kurucu olması gerektiğini, projeleri çok iyi koklamaları gerektiğini, proje geliştirme yöntemleriyle sabırlı bir şekilde ilerlemeleri gerektiğini; sabırsız olanların ise işin başından oyunu bırakacaklarını çok ama çok iyi öğrendiler. Yatırımcı niteliğinde büyüme hedefi olan firmalar ise panel üreticisi olmanın yanında, aynı zamanda enerji üreticisi yatırımcısı olmanın önemini kavrayıp; önümüzdeki 10 yıllık sürecin Enerji Depolama projeleri üzerine kurgulandığını anlayıp, bu alanda stratejiler geliştirecek zaman buldular. Stok tutmanın değil, stratejik üretim ve hammadde planlamasının yanında stratejik teknoloji değişim planlamasının da önemli olduğunu, bazen aynı yıl içerisinde ana akım ürünün çok hızlı bir şekilde değişebileceğini ve teknolojik değişime ayak uydurmanın önemini kavradılar.
Kepenkler İniyorsa Neden?
Kapitalist dinamiklerde diğer firmalar neden kepenk indiriyorsa, güneş paneli imalat firmaları da aynı sebepten kepenk indiriyorlar. TOBB verilerine göre 2023 yılı Ocak ve Aralık ayları arasında tüm imalat sektöründe 18.487 Adet imalat firması kurulurken; 3614 adet imalat firması kapanmış; 2024 yılı Ocak-Nisan Ayları arasında da 5.148 Adet imalat firması kurulurken, 1.044 Adet firmanın kapandığını belirtiliyor. Bu arada tüm alanlarda kurulan- kapanan firma sayısı 2023 yılı için 131.730 Adet-26.952 Adet iken; 2024 yılı Ocak-Nisan arasında 36.878 Adet-7.403 Adet imiş. 2024’ün ilk 4 ayında, 2023’ün ilk 4 ayına göre kurulan şirket sayısı %18,6 kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı %38,8 kurulan kooperatif sayısı %4,4 azalmıştır. 2024’ün ilk 4 ayında, 2023’ün ilk 4 ayına göre kapanan şirket sayısı %27,4 kapanan kooperatif sayısı %18 artmış olup, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında %19,7 azalış olmuştur. Sayıları pek sevmiyor olabilirsiniz; kısaca açıklayayım haberler pek iyi değil. Pandemi döneminde bile yıl bazında şirket kuruluşlarında bir önceki yıla göre artışlar yaşanırken, 2023 yılında azalmalar olmuş ve 2024 yılı Nisan ayı itiabriyle de bu trend devam ediyor görünüyor.
Yatırım yapmak, girişimcilik eski cazibesini bir süreliğine yitirmişe benziyor. Sabahtan akşama kadar maruz kaldığınız faiz artışının parasal korunuma yaratacağı “Neo klasik Ortodoks etkiler ve rasyonel politikaların sonucu bunlar. Uzunca bir süre “Neo Klasik yapıdan Epistemolojik bir kopuşu temsil eden Heterodoks” politikalara maruz kalan ülkemizde temel makro ekonomik dinamikler ve kurallar bu uygulamanın tam tersinin olması gerektiğini koyu puntolarla gözümüze gözüme soksa da ; ışıl ışıl parlayan o gözlere bakıp ekonomiye inanmış olan canım halkımız; şimdi davul zurnayla ortodoks politikaların zehrini tatmak zorunda. Pratik dünyada kendi sahanlığımızda her şeyin mutlu mesut yaşanmasını istiyoruz evet; fakat gerçekler “acı reçete” ve hatta “zehirli reçete” yle karşımızda dimdik duruyor. İşte tam da bu yüzden kepenkler inmeye devam edecek ki, vücut zehrini dışarı kussun, ödemi atsın ve geçici bir süreliğine yeniden sağlığına kavuşsun. Aksi durumda önce halkın bankalarıyla, sonra halkın arzıyla fonlanan nice niteliksiz firma, işlevsiz bir şekilde yeniden hayatımızda yer alacak ve kendilerine hiç bir zaman ait olmamış o başarıları kendilerinin sanıp, hayatlarına devam edecekler. Bu sistemin kimseyi koruma ihtiyacı olmadığını, önemli olanın sistemin kendisi olduğunu bilen kişiler, bu yazdıklarıma hak verirken, diğerleri “vahşi”lik bu diyerek burun kıvıracaklar. Bize de buradan gökten inecek üç elmayı paylaşmak düşecek. Biri yenilere; biri eskilere; üçüncüsü ise siz okuyanlara.
Murat Güven-Enerji-Üretim-Solar-Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.