Podcast ya da video hazırlamanın ne kadar zor olduğunu bilmiyordum. Gerçek anlamda bu yazıyı hazırlarken kullandığım “dikte” teknolojilerde resmen dibe çakılmamdan bu durumu anlamış bulunuyorum. Şöyle ki, uzun süredir üzerinde konuştuğum, belki de hayatımda, iş hayatımda günlük mesaimin yüzde altmışını kapsayan konularda bile sesli ifade etmekte ne kadar zorlandığımı anladım. Bir şeyleri kafamda toparlayıp tekrardan dışarıya aktarmak ve bunu anlatmak gerçekten bana göre mucizevi bir eylemmiş. Şimdi şu cümleleri dikte programına yazdırırken, karşımdaki beceriksiz konuşmacıyı, “yani kendimi” ne anlatıyor bu adam derken daha net görüyorum. Neyse konumuza gelelim.
Efendim, Lisanssız elektrik üretim yönetmeliği biliyorsunuz, yeni kapasitelerle hayatımıza tekrardan Şubat ayında girmiş oldu. 2025 Haziran ayının ortalarından beri sıfır çeken kapasiteler, 2026 Şubat ayında dağıtımdan 2000, iletimden 1500 Megawatt (MW) seviyelerinde sunularak; yeni haritalarla, yeni kapasitelerle sektörel hayallerimizi süslemeye başladı. Tabii 1 Mayıs 2026 tarihine gelindiğinde artık başvurular kapanmış ve bu kapanış sonrasında dağıtım firmaları harıl harıl evrak değerlendirme komisyonlarını oluşturup, yapılan başvuruları değerlendirmeye almış ve bugünlerde sonuçlarını yayınlamaya başlamışlardı. Ben de bu sonuçları inceledikten sonra detaylı bir şekilde çalışayım istedim.
Ve hayatımda ilk kez daha önce sahip olmadığım bir teknolojiyle bu kapasiteleri değerlendirme şansım oldu. Artık dağıtım firmalarının hazırladığı eciş bücüş belgeler, evrak komisyon değerlendirme tabloları vesaire bunları benim yerime değerlendirebilecek, hesaplayabilecek inanılmaz bir varlığa sahiptim. Evet, yapay zekâ. Bu yapay zekâ sayesinde yaklaşık 21 dağıtım bölgesine yapılan “Şubat, Mart, Nisan ayındaki tüm başvuruları” analiz ettim ve siz değerli okuyucularıma buradan sunmayı hedefliyorum. Biliyorsunuz, iletim seviyesinden kapasiteler hala açıklanmadı o yüzden bu analizimizde ne yazık ki yok. Tabi bu açıklanmama bizim için gayet sıradan, vakayı adliyeden sayılıyor, biz kimiz ki TEİAŞ sıradan fanilere bu değerlendirmeleri evrak komisyonu aşamasındayken sunsun değil mi?
Bu yayınlanan komisyon sonuçları nihai sonuç değil, anlayacağınız üzere. Şu an görülen sonuçlar sadece dağıtım firmalarına verilen dilekçeler ve ekleri. Yani sadece talebi anlayabiliyoruz. Bu ön değerlendirme aşamasında; başvuru dilekçe ve ekleri doğru yazılmış mı, doğru tapu, doğru kira sözleşmesi, doğru adres, doğru tek hat şeması, doğru vekâletname, doğru imza beyannamesi, imza beyannamesinin imza beyannamesi, vekâletin vekâleti, faaliyet yasağına ilişkin beyan, abonelik numaraları, bu abonelik numaralarına ait zaten dağıtım firmalarının bildiği “kayıtlı adresler” verilmiş mi? bakılır ve aklınıza, hayalinize gelmeyecek inanılmaz ilginç detaylar incelenerek yer yer garip bir değerlendirme süreci yapılır. Bu evrak komisyonu TEİAŞ, TEDAŞ ve Elektrik dağıtım şirketi yetkililerinden oluşan genelde üç kişilik kelli felli adamların, verilen başvuru dilekçesinde eksik var mı, evrakın antin kuntun bir noktasında küçücük bir hata var mı incelendiği, yeri geldiğinde örneğin; sunmuş olduğunuz tek hat şemanızda bulunan mahalli trafonun adını ve gücünü bilmediğiniz için eksik evraktan elenebildiğiniz başat bir role sahiptir. Daha önceki yıllarda elden evrak verilerek yapılan başvuruların online başvuru sistemine geçilmesiyle iyi kötü daha az elendiğiniz bir başvuru noktası olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.
Analize geçmeden önce son bir not olarak şunu söylemeliyim; ki bu kadar başvuru geleceğini düşünmüyordum. Çünkü bu defa “her gelen alsın” mantığı değil, EPDK’nın 26 Şubat 2026 tarihli ve 14353 sayılı Kurul Kararı ile belirlenen öncelik sıralaması uygulanacağı; sisteme enerji basıp ihtiyaç fazlası satış modeliyle gelir elde etmek isteyenler değil, öncelikle enerjisini aynı noktada tüketen, şebekeye yük bindirmeyen, “ben üretirim, ben tüketirim” diyen projeler öne alınacağı için çok başvuru gelmez diye düşünüyordum; ama yanılmışım.
Dağıtım seviyesinden yapılacak başvurularda öncelik sırası kabaca şöyle kurgulanmıştı:
- Üretim ve tüketim aynı ölçüm noktasında olacak, 5.1.Ç kapsamında başvuru yapılacak.
- Sonrasında 5.1.H kapsamındaki aynı ölçüm noktası başvurular gelecek.
- Farklı ölçüm noktaları varsa aynı trafo merkezi, aynı dağıtım bölgesi gibi kriterler devreye girecek.
- Farklı dağıtım bölgesinden ilişkilendirmeler ise kuyruğun sonuna yazılacak.
Tabi bu sıralamaya gireyim beklentisinden çok, ihtiyaç fazlasını satarız modeliyle başvuruların yapıldığını gördüğümde de çok şaşırmadığımı söylemeliyim. Açıkçası öztüketim ağırlığı hissedilse de, öyle aman aman madde 5.1.Ç yani üretirim fazlasını da satmam tercihi söz konusu değil sizin de birazdan göreceğiniz gibi.
2 GW kapasiteye karşı 2,97 GW görünür başvuru talebi
Hazırladığım bu analizde 21 dağıtım bölgesi dosyasından 3.726 başvuru kaydı normalize edildi. Okunabilen toplam başvuru gücü 2.972,6 MWe seviyesinde. Bu değer, dağıtım seviyesinde açıklanan yaklaşık 2.000 MW kapasitenin yaklaşık 1,5 katı büyüklüğünde bir talebe işaret ediyor.
Bu noktada küçük ;ama kritik bir veri notu düşmek gerekiyor: Bazı dağıtım şirketleri başvuru dosyalarını gayet düzenli yayımlarken, bazıları “gizli servis notu” kıvamında dosya paylaşmış, o yüzden analizde haliyle eksiklikler olduğunu ve yine bu nedenle il bazlı net eşleştirmenin her kayıt için mümkün olmadığını belirtmeliyim. Excel analizinde 2.035 kayıtta il bilgisi belirsiz veya eksik kaldı. Bu bile tek başına EPDK’nın bu alanda bir format standardizasyonu ihtiyacını gösteriyor. (Borun pazarı geçmiş olsa da)
Yine de okunabilen verilerden çıkan tablo hiç fena değil:
- Toplam başvuru: 3.726 adet
- Okunabilen toplam güç: 2.972,6 MWe
- GES başvurusu: 3.455 adet
- RES başvurusu: 27 adet
- Kaynak türü bilinen başvurular içinde GES oranı: yaklaşık %99
- Tüm kayıtlar içinde GES oranı: %92,7
- Olumlu başvuru: 2.043 adet
- Olumsuz başvuru: 1.021 adet
- İptal: 297 adet
- Eksik/hatalı evrak: 127 adet
İl bazında Talepler:
02.03.2026 tarihli dağıtım seviyesi kapasite tablosuna göre il bazında en yüksek tahsis edilebilir kapasiteler şu illerde yoğunlaşıyor: Ankara 149 MWe, Gaziantep 145 MWe, Konya 132 MWe, Manisa 122 MWe, İzmir 87 MWe, İstanbul 85 MWe, Mersin 62 MWe, Elazığ 53 MWe, Malatya 52 MWe. Bu tablo TEİAŞ/dağıtım seviyesi kapasitesinin il ve trafo merkezi bazında parça parça açıldığını gösteriyor; yani ortada tek bir havuz değil, TM bazlı bir “kapasite dama tahtası” var.
Bizim başvuru dosyalarından il bazında okuyabildiğimiz talepte ise özellikle şu iller öne çıkıyor:
- Manisa: 201 başvuru / yaklaşık 483,7 MWe
- Konya: 168 başvuru / yaklaşık 249,5 MWe
- İzmir: 219 başvuru / yaklaşık 116,5 MWe
- Tekirdağ: 79 başvuru / yaklaşık 94,7 MWe
- Antalya: 147 başvuru / yaklaşık 72,9 MWe
- Kayseri: 58 başvuru / yaklaşık 62,1 MWe
- Niğde: 34 başvuru / yaklaşık 49 MWe
- Kahramanmaraş: 59 başvuru / yaklaşık 47,4 MWe
Bazı illerde başvuru gücü, il bazında açıklanan kapasitenin çok üzerine çıkıyor. Örneğin Manisa’da yaklaşık 122 MWe kapasiteye karşı 483,7 MWe görünür başvuru oluşmuş. Isparta’da kapasite yaklaşık 2 MWe, okunabilen başvuru gücü ise 19 MWe civarında. Burdur’da da 2 MWe kapasiteye karşı yaklaşık 13,9 MWe başvuru görünüyor.
Bu durum bize piyasanın basit gerçeğini gösteriyor: Kapasite ne kadar sınırlıysa, başvuru davranışı o kadar agresifleşiyor. Yatırımcı, “belki sıra bana gelir” mantığıyla başvuruyor. Buna enerji piyasasında romantik beklenti, oyun teorisinde ise kapasite kuyruğunda stratejik pozisyon alma denir.
Dağıtım şirketleri bazında başvuru yoğunluğu

Excel analizine göre başvuru adedi bakımından en yoğun dağıtım bölgeleri şöyle:
- Toroslar EDAŞ: 423 başvuru
- Gediz EDAŞ: 420 başvuru
- Uludağ EDAŞ: 393 başvuru
- Başkent EDAŞ: 337 başvuru
- ADM EDAŞ: 258 başvuru
- MEDAŞ: 248 başvuru
- Boğaziçi EDAŞ: 222 başvuru
- Akdeniz EDAŞ: 215 başvuru
- Dicle EDAŞ: 185 başvuru
- OEDAŞ: 143 başvuru
Toplam başvuru gücü bakımından ise tablo biraz farklılaşıyor:
- Gediz EDAŞ: yaklaşık 600,2 MWe
- Toroslar EDAŞ: yaklaşık 588,6 MWe
- MEDAŞ: yaklaşık 334,2 MWe
- Başkent EDAŞ: yaklaşık 224,7 MWe
- Uludağ EDAŞ: yaklaşık 222,4 MWe
- TREDAŞ: yaklaşık 138,9 MWe
- Fırat EDAŞ: yaklaşık 128,2 MWe
- Akdeniz EDAŞ: yaklaşık 110,2 MWe
- Aras EDAŞ: yaklaşık 100,8 MWe
- ÇEDAŞ: yaklaşık 93,4 MWe
Bu listede özellikle Gediz ve Toroslar dikkat çekiyor. Gediz’de başvuru sayısı da yüksek, başvuru gücü de yüksek. Toroslar ise başvuru adedi bakımından zirvede; yani “kapasite var mı yok mu?” sorusunun cevabı sahada beklenmemiş, başvuru dosyalarıyla masaya yüklenilmiş.
GES mi RES mi? Cevap çok net: GES, GES ve yine GES
Kaynak türü bilinen başvurular içinde GES neredeyse ezici çoğunlukta. Analizde 3.455 GES başvurusu görülürken, RES başvurusu yalnızca 27 adet. Geri kalan birkaç başvuru hidrolik, biyokütle ve kojenerasyon gibi kaynaklardan oluşuyor.
Yani lisanssız kapasite dendiğinde piyasanın zihninde hâlâ birinci karşılık şu: arazi veya çatı GES. RES tarafı ise bu başvuru setinde oldukça sınırlı. Bunun nedeni de açık: GES daha modüler, daha hızlı, daha bilindik, daha finansmanlanabilir ve yatırımcı nezdinde daha kolay ölçeklenebilir.
5.1.C mi, 5.1.H mi, 5.1.Ç mi?
Başvuru maddelerinde en büyük problem, birçok dağıtım şirketinin madde bilgisini hiç yazmaması veya net formatta sunmaması. Analizde 2.149 kayıtta başvuru maddesi belirsiz kaldı. Bu başlı başına bir veri kalitesi problemi.
Okunabilen maddelerde ise tablo şöyle:
- 5.1.C: 681 başvuru
- 5.1.H: 610 başvuru
- 5.1.Ç: 191 başvuru
- 11.3: 78 başvuru
EPDK kararının ruhu 5.1.Ç ve aynı ölçüm noktası öz tüketim modeline öncelik veriyor gibi görünse de piyasa davranışı bunun tam karşılığını üretmemiş. 5.1.C ve 5.1.H hâlâ çok güçlü. Çünkü yatırımcı aklı şöyle çalışıyor: “Evet, öz tüketim güzel ;ama ihtiyaç fazlası enerji mi neden satmayayım ve neden bedelsiz olsun.”
Aslına bakarsanız tam burada kararın oyun teorisi boyutu ortaya çıkıyor. EPDK sistemi korumak için öncelik sırası getiriyor; yatırımcı ise kendi getirisini maksimize etmek için sınırların içinde kalabildiği kadar ekonomik modeli zorluyor. Bu da bizi şu soruya getiriyor: Teknik değerlendirme aşamasında bu başvuruların ne kadarı gerçekten Kurul Kararı’nın öncelik mantığına uygun bulunacak?
Burası henüz açık uçlu. Evrak değerlendirmesinde “dosya var mı, imza var mı, tapu var mı?” kontrol edildi. Ama asıl sınav teknik değerlendirmede başlayacak. EPDK kararının sahadaki gerçek etkisi, evrak komisyonu değil, teknik değerlendirme komisyonu masasında ortaya çıkacak ne yazık ki.
Başvurular neden olumsuz olmuş?
Olumsuzluk gerekçelerinde birkaç klasik başlık öne çıkıyor:
- Başvuru türü veya mevzuat maddesi uyumsuzluğu
- Sözleşme gücü / tüketim tesisi uyumsuzluğu
- Başvuru sahibinin iptal talebi veya değerlendirmeye alınmama
- Tapu, kira sözleşmesi, parsel ve muvafakat sorunları
- İmza, yetki, vekalet, ortaklık yapısı eksikleri
- Tek hat şeması ve aplikasyon krokisi problemleri
- Başvuru bedeli / dekont eksikleri
- Mükerrer başvurular
Bu tablo aslında sektörün ve de saplandığı bürokrasinin kronik hastalıklarını gösteriyor. Yatırımcı büyük resimde MW konuşurken; dosyada ise bazen imza sirküsü, kira sözleşmesinin imzası, tapu malik uyumu, tarım yazısı ve tek hat şemasındaki ufacık bir hata yüzünden proje daha kapıdan dönüyor.
İlginç olan ise bazı dosyalarda ayrıca Yönetmelik Madde 37 kapsamında değerlendirmeye alınmama gibi notlar da görülüyor. Örneğin bir YEDAŞ dosyasında bir başvurunun “Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği’nin 37. maddesi hükmü kapsamında” değerlendirmeye alınmadığı görülüyor. Bu durum, bir kısım başvurunun mevcut/işletmedeki veya geçmişte usul sorunu yaşamış GES’lerin çağrı mektubu/uyumlandırma arayışlarıyla bağlantılı olabileceğini düşündürüyor; fakat kesin ayrım için her başvurunun teknik dosyası ayrıca incelenmeli.
Raporlama kalitesi: Bazıları Excel, bazıları define haritası
Bu çalışmanın en ilginç taraflarından biri, başvurular kadar dağıtım şirketlerinin raporlama kalitesiydi. Çünkü mevzuat sadece “yayınla” dememeli; aslında sağlıklı bir piyasa için “anlaşılır, izlenebilir, karşılaştırılabilir yayınla” demeli.
Lisanssız Yönetmeliğin 13. maddesine göre evrak yönünden yapılan değerlendirme sonuçlarının, eksik ve yanlış yapılan başvurular için açıklamaları da içerecek şekilde ilgili şebeke işletmecisinin internet sayfasında yayımlanması gerekiyor. İletim seviyesinden yapılacak başvurularda da TEİAŞ’ın internet sayfasında yayımlama yükümlülüğü düzenlenmiş durumda.
Peki sahadaki yayın kalitesi nasıl bir bakalım:
Akdeniz EDAŞ iyi örneklerden biri. Başvuru tarihi, başvuru sayısı, üretim tesisi adresi, başvuru türü, kaynak türü, güç, değerlendirme sonucu ve durum bilgisi düzenli. Adres alanı sayesinde il/ilçe ayrıştırması mümkün oluyor.
YEDAŞ da veri standardı açısından olumlu örneklerden. Başvuru no, tarih, kaynak türü, güç, başvuru maddesi, santral ili, trafo merkezi, başvuru durumu ve açıklamalar var. Yani dosyayı açınca analist kahvesini dökmeden çalışabiliyor.
MEDAŞ dosyası da güçlü. Başvuru adresi, kurulu güç, kaynak türü, başvuru türü ve değerlendirme sonucu ayrıştırılabilir şekilde verilmiş. Bu format, başvuru bazlı analiz için gayet işlevsel.
Uludağ EDAŞ ise farklı bir yerde duruyor. Çok detaylı evrak kontrol matrisi yayımlamış; hangi belgede “var/yok/gerek yok/yeterli değil” bilgileri görülebiliyor. Fakat il/ilçe gibi temel lokasyon alanlarının eksik olması büyük handikap. Yani dosya bürokratik açıdan zengin, veri analitiği açısından biraz “nerede bu proje?” sorusunu sordurduğu için bir puan eksik.
Gediz EDAŞ başvuru numarası, tarih, il, ilçe, talep gücü, tesis tipi/kaynak, açıklama ve sonucu verdiği için güç ve lokasyon analizine izin veriyor. Fakat başvuru maddesi gibi kritik bir alanın eksikliği, kapasite öncelik sıralaması analizi açısından ciddi boşluk oluşturuyor.
ADM EDAŞ tarafında ise tablo biraz daha tatsız. Kaynak türü, il, durum ve açıklama var; fakat güç bilgisi yok. Lisanssız başvuru analizinde kurulu güç yazmamak, restoran menüsünde fiyat yazmamak gibi.
Dicle EDAŞ dosyası ise analiz açısından en zayıf örneklerden biri. Başvuru numarası ve açıklamalar var; fakat güç, adres, il/ilçe, başvuru maddesi gibi temel alanlar sistematik şekilde yok veya çok yetersiz. Bu dosya, “kamuya açıklama yaptık mı yaptık” anlayışının bir göstergesi.
VEDAŞ tarafında ise belge tarama görüntü niteliğinde olduğu için makineyle okuma kalitesi düşük. İnsan gözüyle okunur, ama analiz açısından biraz “büyüteçle Excel” deneyimi yaşatıyor.
EPDK neden format standardı getirmeli?
Bu çalışma sonunda en net tespitim şu oldu: Dağıtım şirketlerinin başvuru sonucu yayınlama formatı standart değil. Kimi PDF, kimi Excel, kimi tarama PDF, kimi tablo, kimi metin, kimi çok detaylı, kimi fazla sade. Birinde güç var, diğerinde yok. Birinde il var, ilçesi yok. Birinde başvuru maddesi var, diğerinde “GES” yazıp geçilmiş. Birinde sonuç var ama gerekçe zayıf. Birinde gerekçe var ;ama proje nerede belli değil.
EPDK’nın bu konuda açık bir standart getirmesi gerekiyor. Her dağıtım şirketi aynı formatta, aynı kolon yapısıyla, tercihen hem makine okunabilir Excel/CSV hem de imzalı PDF olarak yayımlamalı.
Asgari kolonlar şunlar olmalı:
- Dağıtım şirketi
- Başvuru dönemi
- Başvuru no
- Başvuru tarihi
- İl
- İlçe
- Mahalle/köy veya en azından TM bilgisi
- Trafo merkezi / bara
- Başvuru maddesi
- Kaynak türü
- Tesis tipi: arazi / çatı / cephe
- Talep gücü kWe / MWe
- AC/DC ayrımı varsa ayrı kolon
- Başvuru sonucu
- Ret/eksik gerekçesi
- Teknik değerlendirmeye aktarılıp aktarılmadığı
- Mükerrer başvuru işareti
- Yayın tarihi
- Revizyon numarası
KVKK gerekçesiyle başvuru sahibi unvanı maskelenebilir. Buna kimsenin itirazı olmaz. Ama il, ilçe, güç, başvuru maddesi ve sonuç bilgisi KVKK değil, piyasa şeffaflığı gereğidir.
Eyy TEİAŞ “iletim sonuçları” nerede?
Dağıtım şirketleri en azından iyi-kötü bir sonuç dosyası yayımlıyor. Bazıları güzel, bazıları sabrımızı test ediyor; ama ortada bir veri var. İletim seviyesindeki başvurular tarafında ise evrak komisyon sonuçlarının düzenli, erişilebilir ve aylık arşiv mantığında kamuya açık şekilde izlenebilir olması gerekir.
Yönetmelikte iletim seviyesinden yapılan başvuruların evrak değerlendirme sonuçlarının TEİAŞ’ın internet sayfasında yayımlanmasına ilişkin hüküm varken, sahada bu raporların aynı açıklık ve düzenlilikle görünmemesi ciddi bir şeffaflık açığı yaratıyor.
Kısacası dağıtım şirketleri “farklı lehçelerde” konuşuyor; TEİAŞ tarafında ise bazı cümleleri duymakta zorlanıyoruz.
EPDK kararının oyun teorisi: Herkes öz tüketimci doğar, fazlalık satışçı yaşar
EPDK kararının amacı doğru, Evet! Kapasiteyi gerçekten ihtiyaca dayalı, öz tüketim ağırlıklı projelere yönlendirmek gerekli. Fakat piyasa oyuncusu rasyoneldir. Rasyonel yatırımcı, sadece sistemin ideal davranışına değil, kendi finansal getiri fonksiyonuna bakar.
5.1.Ç başvurular aynı ölçüm noktası ve şebekeye enerji vermeme mantığıyla öncelikli olabilir. Ama ticari cazibe açısından birçok yatırımcı 5.1.H ve benzeri modellerde daha büyük güç, arazi uygulaması ve ihtiyaç fazlası satış ihtimali gördüğü için oraya yöneliyor. Yani regülasyon “öz tüketim” diyor, piyasa “fazla üretirsem nereye yazarız?” diye soruyor.
Bu yüzden Kurul Kararı’nın asıl testi teknik değerlendirme aşamasında olacak. Eğer teknik değerlendirme, EPDK’nın öncelik mantığını sıkı şekilde uygularsa başvuru listelerinde ciddi eleme olabilir. Eğer uygulama gevşek kalırsa, karar metni güzel bir niyet beyanı olarak kalır; kapasite ise yine eski reflekslerle paylaşılır.
Sonuç: Kapasite açıldı; ama piyasa aklı değişmedi!
2026 lisanssız kapasite süreci bize şu üç şeyi gösterdi.
Birincisi, piyasada GES iştahı hâlâ çok güçlü. 2 GW dağıtım kapasitesi açıklanır açıklanmaz 3 GW’a yaklaşan görünür başvuru talebi oluşması tesadüf değil.
İkincisi, EPDK’nın kapasite önceliklendirme kararı sistem açısından doğru yönde; ancak yatırımcı davranışını tek başına değiştirmeye yetmiyor. Çünkü ekonomik teşvik hâlâ büyük ölçüde ihtiyaç fazlası satış ve büyük ölçekli kurulum motivasyonu etrafında dönüyor.
Üçüncüsü, veri şeffaflığı artık lüks değil zorunluluk. Bu başvurular sadece dağıtım şirketinin internet sitesine koyduğu PDF’lerden ibaret değil; yatırımcı, danışman, banka, EPC, kamu ve piyasa analisti için kritik bir piyasa sinyali.
Bugün geldiğimiz noktada lisanssız GES başvuruları için asıl ihtiyaç sadece yeni kapasite değil. Daha net kural, daha tutarlı uygulama, daha standart veri ve daha şeffaf raporlama gerekiyor.
Aşağıda Bültene abone olan herkese yazıda geçen Excel Analizi ve Dağıtım firması başvuru dosyaları mail olarak iletilecektir.

Murat Güven
Murat Güven-Enerji-Üretim-Solar-Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.






